RSS

17.11.2008

Öykü Atölyesi Fotografin dili "Yagmur"




Komşunun gelininin bir Bebeği olmuştu. Iki kardeş komşuya gidip uzun, uzun Bebeğe bakmışlardı ve sonra evlerine dönerken aralarında, kendilerininde böyle güzel ve yumuk bir bebekleri olmasına karar vermişlerdi.
Eve geldiklerinde hemen annelerine, kendilerininde bir küçük kardeş istediklerini ve bebeklerin nerden geldiğini sormuşlardı. O zamanlar küçük çocuklara böyle şeyler anlatılmazdı. Anneleri uzun bir zaman düşündükten sonra, sabırsızlıkla kendini bekleyen çocuklarına dönüp; Bebeklerin, çok yağmur yağdıktan sonra suyu çoğalan, köylerinin altından akan dereden tuttulduğunu söyleyivermişti.
Iki kardeş bir kaç hafta sonra yağan yağmuru görünce kendilerininde yakında bir bebekleri olacaği için sevinmişlerdi. Hemen derenin kenarına gidip beklemeye başlamışlardı. Saatler geçmesine rağmen derenin akan sularında bebek falan görünmemişti.
Anneleri ise evde meraktan deliye dönmüstü, saatler geçmiş çocuklar hâlâ eve dönmemişlerdi. Kadın yağmurun altında bütün köyü aramıstı, çocuklar sanki yer yarılmış, yerin dibine girmişlerdi. Kadın her dakikada bir kapıya gidip yolları gözlüyordu.
Tam karanlık çökmek üzereydi ki çocukları yolun aşağısından görünmüslerdi. Çocuklarını hemen içeriye alıp soymaya başlamısti, bir yandan da bu saate kadar nerede kaldıklarını soruyordu. Iki kardes annelerinden çok korkmalarina rağmen ona bu saate kadar dere kenarında beklediklerini ama bir bebek yakalayamadan gelmek zorunda kaldıklarını anlatmışlardı.
Anneleri gülmemek için kendini zor tutmuş ama gene de ciddi durmaya çalışarak onlara, dereden bir bebek yakalamak için daha çok küçük olduklarını ve biraz daha büyümeleri gerektiğini anlatmıstı.
(Bu annemin bizlere gülerek anlattigi cocukluk anilarindan biridir)

7 Kişi ses vermiş:

Yıldız Yağmurları dedi ki...

Çok sıcak bir hikaye olmuş ;-)
Güzel yüreğinize sağlık.

Ayrıca Ftoğrafın Dili ve Kelime Oyunları için zaten yaptığınız gibi siteye bir yorumla haber vermeniz eklemek için bize yeter..

Sevgiler
Dilek

sufi dedi ki...

Anne yalan da söylememiş ya "suyu çoğalan dereden tutulur çocuklar"diye. Musa peygamber de öyle bir ırmaktan gelmemişmiydi firavunun sarayına.Sevgiler.

Belgin dedi ki...

Sevgili Sufi haklisin, ama öyle bir bebek tutmak herkese nasip olmuyor.
Bizler kücükken annem gurbete gidince bize ninem bakmisti ve cocuklar nereden geliyor diye sorunca, leyleklerin getirdigini söylerdi, hic olmazsa bunlar yagmurun altinda beklemesinler diye herhalde;-))

[ fiкяiмiи iиcє güℓü ] dedi ki...

Canım ya... Ah ah şimdiki parmak kadar bebelere sor, anlatsınlar sana ne olmuş, nasıl olmuş. Çocuklar da daha bir çocukmuş eskiden değil mi?

Belgin dedi ki...

Hosgeldin Incegülüm, benim kücük cadi bes yasindayken bebeklerin nasil oldugunu, nereden geldiklerinde Tibbi kelimelerle bana anlattiginda birisinin o anki yüzümün halinin fotografini cekmesini isterdim. Herhalde görülesi bir seydi. Bunlari nereden ögrendigini sorunca Saglik Ansiklopedisinden demisti. Kendileri üc yasinda okumayi ögrendigi icin bari buna sasirmamistim.
Sevgiler

Geveze Kalem dedi ki...

Öykünün sonunda acılı bir şeyler okuacağımı düşünerek korktum. Ama böyle güzel bitince memnun oldum.:)
Biz çocuklarımıza nasıl anlatacağız bu konuları dersin?:)

Belgin dedi ki...

Gevezecigim büyük kizim bana ilk defa bu soruyu sordugunda, iyice detaya girmeden, annelerin karnindan demistim, o zaman daha üc yasindaydi.
Kücük cadi ise yukarida da belirttigim gibi Ansiklopedilerden ögrendi de, bana da bilmediklerimi anlatabilir gibi geliyor su anda.
Cocuklari yanlis bilgilendirmenin sakincali oldugunu düsünüyorum.
Sevgiler

Yorum Gönder

Kaynayan Kazana sizde bir şeyler atın:)